En Kapsamlı İslam Tarihi

Paylaş
 

EMEVİLER (661-750)

Hz. Ali’nin şehit edilmesinden sonra Irak ve çevresindeki halk Hz. Hasan’ı halife seçmişlerdir. Suriye ve Mısır halkı ise halife olarak Muaviye’yi seçmişlerdir. Muaviye’nin büyük bir ordu ile Irak’a doğru ilerlemesi üzerine Hz. Hasan Müslüman kanının dökülmesinden endişe ettiğinden dolayı halifelikten bazı şartlar koşulu ile vazgeçmiştir. Buna göre Hz. Hasan Muaviye’den sonra halkın istediği kişinin halife seçilmesini istemiştir. Hz. Hasan’ın halifelikten çekilmesinin üzerine de, Emeviler merkezi Şam olmak üzere Muaviye tarafından 661 yılında kurulmuştur. Muaviye ölmeden önce oğlu Yezid’i halife seçmiştir. Böylece halifelik bu dönemle birlikte saltanat haline gelmeye başlamıştır.

Emeviler İslam dünyasındaki iç karışıklıkları önleyerek yeniden fetih faaliyetlerine yönelmişlerdir.bu dönemde İstanbul ilk defa Müslümanlarca 669 yılında Yezit tarafından kuşatılmıştır. 673 yılında da İstanbul denizden kuşatılarak Bizans vergiye bağlanmıştır.

680 yılında Yezid’in askerleri tarafından Kerbela’da Hz.Hüseyin (Hz.Ali’nin oğlu) ve yakınları şehit edilmiştir. Bu olay ile Sünni, Şii ve Harici ayrılıkları başlamıştır. Kerbela olayından sonra meydana gelen iç karışıklıkları bastıran Emeviler; Anadolu, Kafkasya ve Avrupa’da yeni fetihler yapmışlardır. Velid döneminde Maveraünnehir Türklerden alınmıştır. Süleyman döneminde İstanbul kuşatılmıştır.

771 yılında Tarık bin Ziyad komutasındaki İslam ordusu tarafından İspanya fetih edilmiştir. İspanya’nın fethi ile Avrupa’da Müslümanlık yayılmaya başlamıştır. 732 yılında Puvatya Savaşı, Müslümanlar ile Franklar arasında yapılmış ve Müslümanlar yenilerek İspanya-Fransa arasındaki Pirene dağlarında ancak sığınabilmişlerdir. Bu kaybedilen savaş ile İslam’ın Avrupa’da yayılma hızı yavaşlamıştır. Zamanla İslam tarihindeki en geniş sınırlara ulaşılmıştır. Bu döneme Hişam Devri adı verilmektedir.

Emeviler döneminde kültür ve medeniyet alanında Posta teşkilatı kuruldu. İlk Arap parası (İslam parası) dinar basıldı. Arapça bu dönemde resmi dil ilan edildi. Basra ve Küfe, önemli kültür merkezleri haline getirilmiştir.

Arap milliyetçiliğini devlet politikası haline getiren Emeviler Devleti’nde, Arap olmayan Müslümanlar Mevali adıyla ikinci sınıf vatandaş uygulaması görmüştür. Bu durum İslam dünyasındaki toplumların kendi kimlik arayışlarını hızlandırmıştır ve Şuubiye akımının doğmasına neden olmuştur. Bu sebepten dolayı da Türklerin İslamiyet’e geçişi gecikmiştir.

EMEVİLER’İN YIKILIŞ NEDENLERİ

Kısaca Emevilerin yıkılış nedenleri şu şekilde özetlenebilir:

  1. Emeviler Arapları üstün tutmuşlar, Arap olmayan Müslümanları küçümsemişlerdir.
  2. Devlet görevlerine ve komutanlıklarına kendi soylarından olanları getirmeleri, devlet içindeki farklı etnik kökenliler tarafından olumsuz yönde karşılanmıştır.
  3. Hz. Ali yanlılarına ve Hz. Muhammed (S.A.V) soyundan gelenlere iyi davranmamışlardır. Hz. Osman’ın öldürülmesinden Hz. Ali’yi sorumlu tutmuşlardır ve halifeliği ele geçirmeye çalışmışlardır. (Şiilerin ve Abbasoğullarının çalışmaları)
  4. Fetihlerin durması ve vergilerin azalmasından dolayı ekonomik sıkıntılar baş göstermiştir.
  5. Düşülen ekonomik durumdan dolayı yönetim tarafından vergiler arttırılmıştır. Bu vergi artışları da halkın yönetime tepki göstermesine sebebiyet vermiştir.
  6. Yönetim ve ordu disiplininin bozulmaya başlamıştır.

Yukarıda kısaca bahsedilen bu sebeplerden dolayı Emevilerin yıkılışı hızlanmıştır ve 750 yılında Emeviler devri sona ermiştir.

ABBASİLER (750-1258)

İlk halifeleri; Ebu Abbas Abdullah, daha sonrada Hz. Muhammed’in amcası Abbasın soyundan gelen Ebu Cafer Mansur’dur. Başkenti Bağdat olan Abbasiler en parlak dönemlerini Harun Reşit döneminde geçirmiştir. Bizans Abbasiler döneminde vergiye bağlanmıştır. Emevilerin yıkılmasından sonra İspanya hariç olmak üzere İslam dünyasında siyasal işbirliğini sağlamışlardır.

Abbasiler 751 yılında Talas Savaşı’nda Türklerle ittifak kurmuşlardır. Bu ittifaktan sonra Türkler kitleler halinde Müslüman olmaya ve Abbasi Devleti yönetimi ve kadrolarında önemli roller almaya başlamışlardır. Abbasiler, arapları üstün görme politikasından vazgeçerek Türk ve İran kökenli kişileri üst düzey görevlere getirmişlerdir. 782 yılında İstanbul kuşatılmış fakat başarılı olunamamıştır.

Emir’ül-Ümera denilen komutanlarının bölgelerinde bağımsız olmaları ile Tavaif-i Mülük denilen devletler kurulmuştur. 1055 yılında Büyük Selçuklu Devleti Sultan’ı Tuğrul Bey’in Bağdat’a gelişi, doğu ve batının sultanı unvanını alışı ile siyasi güç Türklere geçmiştir. Abbasiler 1258 yılında Moğol Devleti İlhanlılar tarafından yıkılmıştır.

Abbasiler kültür ve medeniyet alanında; ilk rasathaneyi Bağdat’ta kurmuşlardır. Matematikte cebiri (denklemleri) bulmuşlardır. Mutezile Mezhebi (kaderi kabul etmez) Abbasiler döneminde ortaya çıkmıştır.

Me’mun ve Mu’tasım zamanında Türklerle ilişkilere önem verilmiştir. Bu dönemde Türklerin görev aldığı ilk İslam devleti olan Samerra ordugah şehri kurulmuştur.

Bu dönemde bilim ve kültüre de ayrıca önem verilmiştir. Vezirlik makamı ve Divanı oluşturulmuştur. Bağdat’ta Beytü’l-Hikme (Bilgelik evi) ismiyle adlandırılan, çok yönlü eğitim veren ilk yüksek öğrenim kurumu kurulmuştur. Eski Hint, Yunan ve Helenistik eserleri Arapça’ya tercüme ederek medreselerinde okutmuşlardır. Bu sayede Abbasiler döneminde Bağdat önemli bir kültür merkezi haline getirilmiştir.

Abbasiler ümmetçi bir millet olup, milliyetçi politika izlememişler, hoşgörü politikasını uygulamışlardır.

ABBASİLER DÖNEMİNDE TÜRK-ARAP İLİŞKİLERİ İSE;

Abbasiler döneminde Türk-Arap ilişkileri kısaca şu şekilde özetlenebilir:

  1. Abbasiler ve Türkler arasındaki ilişkiler Talas Savaşı ile başlamıştır.
  2. Hoşgörülü bir yönetim anlayışı benimseyen Abbasiler Türklere askeri, idari görevler vermişlerdir.
  3. Türkler Bizans sınırına kurulan Avasım eyaletlerine yerleştirilmişlerdir.
  4. Abbasi halifesi Mutasım , Bağdat yakınlarında kurduğu Samara Şehrine Türkistan’dan getirdiği Türkleri yerleştirmiştir.
  5. Gazneliler ve Selçuklular, Şii Büveyoğullarını yenerek Abbasi halifelerini himayeleri altına almışlardır.

Abbasilerin Türklerle iyi geçinmesindeki ve Türklerin Araplara karışmasını önlemelerindeki asıl amaç; Türklerin askeri yeteneklerinden faydalanmaktır.

ENDÜLÜS EMEVİLERİ (756-1031)

Abbasilerin Emevi ailesi üzerindeki baskılarını arttırması üzerine Emevi ailesinden bir grup İspanya’ya giderek Endülüs Emevileri Devleti’ni kurmuşlardır. Abdurrahman tarafından İspanya’da kurulan Endülüs Emevi Devletinin merkezi Kurtuba şehridir. Son halife III. Hişam’dan sonra devletin yerine 14 beylik kurulmuştur. En önemlisi merkezi Gırnatada da kurulan Ben-i Ahmer Devleti’dir (1230-1492). Endülüs Emevileri’nin yıkılması ile İspanya’daki İslam medeniyeti sona ermiştir.

Kültür ve medeniyet alanında; medreselerine Avrupa’nın her yerinden öğrenciler getirmişler ve İslam kültürünün yayılmasını sağlamışlardır. Bu dönemde Kordoba/İspanya önemli kültür merkezi haline gelmiştir.

Endülüs Emevi Devleti Hükümdarı X. yüzyıldan itibaren halife unvanını kullanmaya başlamıştır. Bu dönemden itibaren İslam dünyası üç kuvvet (Abbasiler, Endülüs Emevileri, Fatımiler) tarafından temsil edilmeye başlanmıştır. Bu durum İslam dünyasında siyasi birliğin bozulduğunun bir göstergesidir.

  • Site Yorum

Bir yorum bırak

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

escort antalya escort istanbul şirinevler escort bayan escort Pendik şişli escort ümraniye escort beşiktaş escort taksim escort